bırak silme gözyaşımı,sen sildikçe o içe akıyor...o zaman nasıl bilecek, nasıl sileceksinbırak hıçkırarak ağlayım,teselli etmeruhum ağlıyorken nasıl avutacaksın...gebere gebere yaşayım acımı...bırak çocukken yaptığımız gibikabuğunu tekrar...
gözler görür birbirini, eller görür, beden görür... Ama ruhlar öyle kolay göremez.Karanlıkta ilerler, karanlıkta yaşarlar.Ne zaman ki rüzgar çıkar, bir fırtına dağıtır karanlığı, karanlıkların yerini...
şaşırt beni...yok öyle çok enterasan ve farklı olmaya çalışma...belki sadece habersizce çık gel...göresim var diye...nerede olduğunu söyleme direkt,ima et bırak ben bulayım seni...ya da bir...
içimdeki boşluk o kadar büyüdü ki artık dolmasını bekliyorum... tıkanmış bir lavabonun, lastikleri gevsemiş bir musluktan damla damla akan suyla dolması gibi... damla yavaş yavaş...
bendimgördümdüştümoydumyaşadımfark ettimanladımyine bendim...bendimgördümsezdim sendimyaşadımfark ettimanladımyine benimm...
bak bana, tart beni...tüm etiketlerimi at üzerimdenöğretmen olmayayımöğrenci olmayayım..kimsenin çocuğu, kardeşi, eşi, dostu olmayayım...at kimliğimi, adım bile olmasın...maddesel herşeyimi al,bir kalemim bile olmasın...yoldan geçerken sohbet...
baharda kolaydır kelebek yakalamak, hazanda yakala kolaysa...ama öle sıradan olmasınbaharın yedi rengini birden kanadında taşısın...olsun... hazan olsun...yağmurdan sonra çıkmıyorsa gökkuşağı,sen çiz gökyüzüne,elin palet, parmakların fırça...
şarabınki kadar olmasa da kırmızıya çalıyordu yanaklarımgözlerim her zamankinden farklı yeşildi,farklı gülüyordu belki bugün...ama bunu anlayabilmek için benim alımı, yeşilimi iyi bilmek gerekiyordu...beni bilmek gerekiyordu...Ali...
grilere bırakma beni sevgiliiçimde gizlice sakladığım morlar,yetmeyebilir tadilatıma...her seferinde biraz azalırken morlarne kadar sürsem de merhem misalianca eflatun oluyo yaralarımve ben alışıyorum eflatunun hafif buruk...
iki kadeh şarap dolaşıyor kanımda, ellerim her zamankinden sıcakkalp atışlarım göz kapaklarımın hızında...daha mı hızlı kırpmalı gözleri yoksa daha mı yavaş...içimi bile susturdum, sessizlikte gözkapaklarımı...
hayat bi tiyatro sahnesi demiş şair... peh ne palavra... provası, suflesi var mı hayatın. sölesene üstüne uyan rol mü senin ki yoksa dalından kopmuş, kopmak...
aşkın kendisiyim ben sadece aşık değil..aşka dair herşeyim..bekleyenim bazen beklenen, beklentiyim...heyecanım...içinde uçuşan kelebeklerim,sonra o kelebekleri yakalayan kelebek avcısı...mutluluğum...kor ateşim, şehvetim,parmaklarımın ucundaki ateş parçası...özleyenim,özlenenimsana, bana, bize...
hayat şekerli sakız...çiğnemekten yoruldum,üstelik şekeri de azaldı ama tükürsem de olmuyor...
...........................kalbim bi süredir midemde :)yanıyordu mideme attım, üzerine de bir talcid..............................
Bir tren yolculuğundasın, nerden başladığı ve nerede biteceği belli olan... ilk...
Gözlerimi kapadım hafif hafif başlayan ıslığı dinliyorum...Bekliyorum, bekliyorum...yavaş yavaş çoban Ali nin kaval sesi oluyo dağ başında... bense açmış kollarımı rüzgarı kucaklıyorum, rüzgar beni... hızlandıkça...
İnsanlar iskambil kağıdına benzerler... Kupalar, maçalar, karolar ve sinekler... ...
Çağlama çağlayanımDurul, sakin ol...Hazana inat...Dala, yaprağa inat...Kızıla çalan doğaya inat...Seni hüzünlendiren yağmura inat...Melankolik şiirini okuyan rüzgara inat...Bana rağmen, bana inat...ÇağlamaDurul, sakin ol ki;Doğru zamana yetişesin...